Anahtarınızı nereye koyduğunuzu hatırlayamadığınızda ya da tanıdık bir ismin bir anda aklınıza gelmediğinde, suçlamaya eğilimli olduğunuz organ genellikle beyninizdir. Çünkü hafıza beyinde oluşur. ‘’Ancak beynin işlevselliğini yalnızca sinir hücreleri belirlemez. Kan şekeri düzeyi, damar sağlığı, uyku kalitesi, stres seviyesi, hormonlar, bağışıklık sistemi ve bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar da hafızanın işlediği ortamı etkiler’’ diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, hafıza ile ilgili çarpıcı bilgiler paylaştı:

Prof. Dr. Derya Uludüz
Bilim insanları araştırıyor
Bilim camiası artık ‘’Yalnızca beyinde neler oluyor?’’ sorusuyla sınırlı kalmıyor. Bir adım ileri giderek şunu da sorguluyor: ‘’Besinlerimiz bağırsaklarımızı, bağırsaklarımız da beynimizi nasıl etkiliyor?’’
Bağırsak ile beyin sürekli iletişim halindedir
Bağırsak ve beyin arasında tek bir iletişim kanalı yoktur. İki organ, aynı anda çalışan birkaç farklı yol üzerinden haberleşir. Bu yolların en önemli olanlarından biri vagus siniridir. Bağırsaktan gelen bazı sinyaller bu sinir aracılığıyla beyne ulaştırılır. Bağırsak bakterilerinin ürettiği maddeler kana karışarak uzak organlara etki edebilir. Bağışıklık sisteminin oluşturduğu iltihaplayıcı veya düzenleyici moleküller de beyin fonksiyonlarını etkileyebilir.
Bağırsak hormonları, stres sistemi, kan-beyin bariyeri ve sinir hücrelerinin iletişimi için gerekli maddelerin üretimi de bu iletişime katkıda bulunur. Dolayısıyla bağırsak-beyin hattını basit bir kablo gibi değil, birçok yolun kesiştiği karmaşık bir iletişim ağı olarak düşünmek gerekir.
İkinci beyin değil ama beynin güçlü bir destekçisi
‘’Bağırsaklar ikinci beyindir’’ ifadesini son yıllarda sıkça duyuyoruz. Bu benzetmenin nedeni, bağırsak duvarında bulunan enterik sinir sistemi adı verilen geniş bir sinir ağıdır. Bu sistem sindirimle ilgili birçok işlevi kendi başına gerçekleştirebilir.
Ancak bağırsak düşünmez, karar vermez ve anılarımızı saklayamaz. Hafızanın merkezi hâlâ beyindir. Bağırsakların önemi, hafızanın yeni merkezi olmasından ziyade beynin çalıştığı biyolojik koşulları etkileyebilmesinden kaynaklanır. Onu beynin rakibi olarak değil, sürekli etkileşim halinde olduğu güçlü bir destekçi olarak görmek daha doğru olacaktır.
Hafızayı bu ilişki nasıl etkiler?
Yeni bilgileri öğrenebilmemiz için beyin hücrelerinin sağlıklı bir şekilde iletişim kurması gerekmektedir. Özellikle hipokampus, yeni bilgilerin işlenmesinde kritik rol oynar. Bu sistemin etkin çalışabilmesi için beynin yeterli enerjiye, sağlıklı damarlara, kaliteli uykuya ve dengeli bir bağışıklık ortamına ihtiyacı vardır.
Uzun süre devam eden iltihaplanma (inflamasyon), insülin direnci, ani kan şekeri dalgalanmaları ve damar hasarı hafızayı olumsuz yönde etkileyebilir. Bağırsaktaki mikrobiyota dengesinin bozulması da bu süreçlerin bazılarını etkileyebilir. Örneğin, bağırsak duvarının koruyucu yapısı zayıfladığında inflamasyonu artırabilecek maddelerin kana geçişi kolaylaşabilir. Uzun süre devam eden düşük seviyeli inflamasyon ise beyin damarlarını, kan-beyin bariyerini ve sinir hücrelerinin çalışma koşullarını olumsuz etkileyebilir.
Dengeli bir mikrobiyota tarafından üretilen bazı maddeler bağırsak duvarını ve bağışıklık dengesini destekleyerek beyin için daha sağlıklı bir ortam sağlayabilir. Yani bağırsaklar hafızayı tek başlarına yönetmezler; fakat hafızanın çalıştığı zemini güçlendirebilir veya zayıflatabilirler.
Neden işlenmiş gıdalar risklidir?
Aşırı şekerli ve işlenmiş gıdaların beyne olan etkisini sadece kalori hesabıyla değerlendirmek doğru değildir. Bu tür besinlerin sık tüketimi kan şekerinde hızlı dalgalanmalara, insülin direncine, kilo artışına ve damar hasarına neden olabilir.
Aynı beslenme tarzı bağırsak mikrobiyotasının çeşitliliğini de azaltabilir. Özellikle liften fakir olup şeker ve doymuş yağ açısından zengin olan diyetler yararlı maddelerin üretimini azaltırken inflamasyonla ilişkili değişiklikleri teşvik edebilir. Elbette ara sıra tüketilen tatlılar hafızayı bozmaz; ancak sorun beslenmenin büyük kısmının sürekli olarak paketlenmiş, rafine edilmiş ve liften yoksun ürünlerden oluşmasıdır. Beyin sağlığı tek öğünle kurulmaz veya bozulmaz; asıl belirleyici olan aylardır süregelen alışkanlıklardır.
Probiyotikler unutkanlığı önler mi?
Bağırsak-beyin ilişkisi söz konusu olduğunda probiyotik takviyeleri akla gelirken “Bir probiyotik alayım da hafızam düzeltsin” düşüncesi günümüz bilimsel verileriyle desteklenmemektedir.
Bir ürünün bağırsak problemlerine iyi gelmesi onun hafızayı da güçlendireceği anlamına gelmez; ayrıca bağırsak sağlığı yalnızca dışarıdan bakteri almakla korunamaz; bu bakterilerin yaşayabilmesi için onları besleyen liflere yani probiyotik kaynaklara ihtiyaç vardır.

BEYİN SAĞLIĞI
Beynin dostu bir bağırsak için ne yemeliyiz?
Bağırsakekosistemini desteklemek amacıyla pahalı takviyelere veya mucizevi besinlere ihtiyaç yoktur; en etkili yaklaşım çeşitli renklerdeki sebze ve meyvelerle zenginleştirilmiş az işlenmiş beslenme düzenidir. Farklı renklerdeki sebze ve meyveler ile mercimek, nohut gibi baklagiller ile tam tahıllar bağırsaktaki bakterilere farklı lifler sunar; ceviz, badem gibi kuruyemişler ile zeytinyağı dengeli sofraların parçaları olabilir. Yoğurt ve kefir gibi fermente ürünler ise uygun miktarlarda tüketilebilir; burada önemli olan her gün aynı sağlıklı yiyeceği yemek değil sofrada çeşitlilik oluşturmaktır çünkü bağırsağın ekosistemi doğaya benzer; çeşitlilik arttıkça dengesini koruma yeteneği de artar.
Yaşam tarzının önemi
Diyet tek başına yeterli değildir elbet; düzenli fiziksel aktivite yapmak, kaliteli uyku almak, stresi yönetmek ve sigara ile alkolden uzak durmak da bağırsak-beyin bağlantısını destekler; gereksiz antibiyotik kullanımlarından kaçınmak ise son derece önemlidir.Beyni korumakta sadece zihinsel faaliyete odaklanmak yeterli değildir; soframızdaki gıdaları dikkate almak kadar uykumuzu düzenlemek,beden hareketlerini artırmak,kandaki glikoz seviyesini kontrol etmek,damar sağlığını göz önünde bulundurmak,baskıyı azaltmakve nihayetinde bağırsaktaki dengeyi sağlamamız gerekir.Hafızanın merkezinin beyin olduğu doğrudur ancak onun kaderini belirleyen tüm koşullar vücudumuzda gerçekleşmektedir.
The post Hafızanın yeni merkezi bağırsaklarımız mı? first appeared on .